DOLAR: 3.84 TL
EURO: 4.54 TL

Anlamak mı, Anlatmak mı Zor

21 Şubat 2014 Ekleme Saati: 08:47
1.942 kez görüntülendi

Anlamak mı, Anlatmak mı Zor

Kazanmak için kaybetmek Şart mı? Anlamak mı zor anlatmak mı?

Mehmet Okuyucu

İnsanlar, bazen düşüncelerini, hissettiklerini, gördüklerini, duyduklarını karşıdaki insana anlatırken zorlanırlar. Ya yanlış anlatırlar yada yanlış anlaşılırlar. Ne kadar zordur anlaşamamak. Ne kadar kötüdür anlatmak istediğin bir cümlenin hiçte düşünmediğin bir şekilde anlaşılması. Ne kadar zordur sevgiyi anlatan bir cümleden, nefretin algılanması.

Bir insana, bir topluma, bir ülkeye faydalı olabilmek için kendini yerden yere atan bir kişinin, bir anda vatan haini olarak ilan edilmesi nasıl bir duygudur sizce? Herhalde o insanı kahreden bir psikolojinin hasıl olmasına yetecek bir durum değil midir? Yüreğimize ektiğimiz bir çiçeğin, dikenlerinin bir gün yüreğimizi kanatacağını bilerek mi ekeriz acaba? Küçükken sevip okşadığımız çocuklarımızın, büyürken sorunlarının da büyüyeceğini hiç düşünmeyiz aslında. Oysaki yaşam standartları genelleme olarak böyledir. Bazen çocuklarımız için, bazen çevremizdeki bize değer veren insanlar için feda ederiz kendimizi, duygularımızı, sevgimizi, hırslarımızı, isteklerimizi ama bir gün görürüz ki o uğruna tüm değerlerimizi feda ettiğimiz insan, bizi elinin ucu ile itivermiş. Ne kadar da yığılır kalırız oracıkta. Kaybettiğimiz değerlere yanarız ama geriye dönecek ne mecalimiz vardır, ne de cesaretimiz. Oysaki bize değer veren insanların, biz onları silsek de, bizi silmediğini biliriz. Önemli olan sevdiklerimiz için yaşamak ve onların rahatı için bir şeyler yapabilmektir. Bunlar karşısında beklediğimiz tek şey aslında sadece takdir edilmektir.

Mesela bu gün ki konumda Türk polisi ve yetkilerinin azaltılması, polis teşkilatının yüreğinde derin yaraların açılmasına vesile olmaktadır. İnsanların huzuru için gece gündüz demeden canını ve kendi sevenlerini yok sayan bir emniyet mensubu, halkı rahatsız eden bir vatandaşa karşı yaptırım gücünün elinden alınması neticesinde görevini layığı ile yapamamanın ezikliğini duymaktadır.

Siyasetin sıcaklığının arttığı şu günlerde, siyasetçilerimize bakıyoruz da, insanlara karşı ne kadar da sıcakkanlılar. Nezaket ziyaretleri, sahte gülücükler havada cirit atarken, hepsi kazanacağından ne kadar emin tavır sergilemektedirler. Halkımızda az siyasetçi değil hani. Her siyasetçiye gösterdiği güler yüz o kadar samimi o kadar candan ki, karşıdaki insanın samimiyetinden şüphe duyması imkânsız denilecek kadar zor. Bir Makamı kazanmak için insanlığımızı kaybetmek şart mı?

İnsanlık demek ne demek? İki ayak üzerinde yürüyüp, duygularımızı ifade edecek kelimeleri yada işaretleri sergileyebilmek mi? Para kazanıp, para harcayabilmek mi? Kitap okuyup, özet çıkarabilmek mi? Yalan söyleyip, yalandan gülebilmek mi?

İnsanlık demek, çevremize, sevdiklerimize, insanlara faydalı olabilmek ve ölümümüzden sonra dahi şükranla anılabilmek değil midir? Uzaklara gitsek dahi, unutulmamak değil mi? Umutları kaybetmeden yarınlara umut beslemek değil midir? Sevdiklerimize umutsuzluk değil umut aşılayabilmek değil midir? Elimizdeki ekmeğimizi olmayanlar ile paylaşabilmek değil midir? E insanlık bu ise çevremizde bu özellikleri taşıyan ne kadar insan var?

Benim bildiğim, insan seviyorsa seviyorum diyebilmeli ve seviyorum dediğinde de sözüne inanılmalıdır. Hatta bazen susarak dahi yüreğindeki tertemiz duygu selini hissettirebilmelidir. Sevgi ile yanağını okşadığımız bir yetim çocuk, gözlerine bakarken yüreğindeki parıltıyı hissettiğimiz bir can yoldaş, başımız dara düştüğünde desteğini hissettiğimiz bir koldaş, yaşıyor ise yüreğimizde ve varlığını hissedebiliyorsak, sırtımız yere gelmez. Ama yok, ne seni anlayan bir dert ortağın, ne başın dara düştüğünde elini tutacak bir can yoldaşın, ne de duygu selinde kulaç atan bir sevenin yok ise, durumun içler acısıdır. İmalı sözlerden, manalı gözlerden, yalan gülen yüzlerden korkmak gerekir.

İhtiyaç duyduğunda söyletmeden gelen, imdat diyeceğinde seslenmeden duyan, başın dara düştüğünde arkanda var olduğunu hissettiğin bir kişi dahi olsa ayakta kalıp yaşam mücadelesi vermeye yeter. Ben inanıyorum ki, okuyucularım da yazmadığım halde yazmak istediklerimi anlayacaklardır diyorum. İlçemizin sorunlarını yazmadan da bilen çok insan var, iyi halkımız biliyor da liderlerimiz mi bilmiyor bu sorunları. Onlarda biliyor merak etmeyin. Yakın bir gelecekte Karapınar çok daha iyi yerlere taşınacak. Hangi aday başkan olursa olsun, bizden çekeceği var. Çünkü çözüm bekleyen o kadar çok sorun var ki. Allah yardımcıları olsun.





---
Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık