DOLAR: 3.87 TL
EURO: 4.56 TL

Can mı, Canan mı ?

25 Nisan 2014 Ekleme Saati: 12:40
1.644 kez görüntülendi

Can mı, Canan mı ?

Can mı, Canan mı?

mehmet okuyucu yeniBir garip dünyadır içinde yaşadığımız, içinde hayat pınarları akan ve bizi gazel yaprağı misali dalgaların akışına göre sürükleyen. Bir garip dünyadır ki, uğruna canımızdan geçtiğimiz ve uğruna çok değerlerimizi hiçe saydığımız. Mutluluk adını verdiğimiz duyguların kabarması, keder dediğimiz duyguların yoğunlaşmasından ibaret değil midir? Bir küçük sürpriz hareketle çok büyük mutlulukları yaşayan biz, bir küçük hareketle dünyayı zehir etmeyiz mi kendimize.

Örneğin çocuğumuz var ve onun yüzündeki mutluluk ibaresi için, çevremizdeki birçok değeri yok sayarız ve önemsemeyiz. Onların bize sevgi ile bakması, bizim için dünyada eşi benzeri olmayan bir mutluluğun kanıtı değil midir? Ama onları mutlu etmeyi düşünürken aslında onları kaybettiğimizi çoğu zaman fark etmeyiz. Bir akşam sokulurlar usulca yanımıza ve önce bize olan sevgilerini gösteren bir iki hareket ve kelam ederler. Sonra asıl konuya girerler usulca. “Baba, dayım ahmede motosiklet almış. Bizde alalım mı baba?” babanın cevabı olumsuzdur. “Yok oğlum o sıra değil. Çok sıkışığız şimdi. Çocuk boynunu büker ve sessizce köşeye çekilir. Gözünün ucu ile sizi kesmektedir. Arada bir çekinerek “Babaaa…” der ve arkasını getirmez cümlenin ama siz anlarsınız ve sonunda razı olursunuz. Onun mutluluğu sizin için paradan daha önemli ya. Motosikleti alıp verirsiniz. Sıkı sıkı da tembih edersiniz aman “Aman yavaş git oğlum” diye. “Tamam babacığım” der ve usulca çıkar evin önünden. Köşeyi döner dönmez basar gaza. İçinizde bir sıkıntı hissedersiniz o eve dönene kadar. Onu mutlu ederken aldığınız mutluluktan çok daha fazla ve elem veren bir sıkıntı. Korkarsınız her telefon çaldığında. Kaza mı yaptı ki diye içinize daraltılar gelir. Neticede bir gün bu haberi duyacağınız hissi hep hakimdir yüreğinizde. Ve bir gün, bir telefon çalar, “Ömer sizin oğlunuz mu, kaza yaptı hastanede” içinizde bir yırtılma olur o anda. Hastane yanında da olsanız hastane ne kadar uzaktır o anda. Doktorlara, sağlık çalışanlarına saldırırsınız, ve bir haykırış sesi yükselir boğazınızdan hıçkırıklar içinde “Kurtarın oğlumu”… işte o anda o motosikleti aldığınız saate lanetler okursunuz, “Keşke almaz olaydım”

Beyler, abiler, ablalar. Bu bir senaryo değil. Gerçeğin ta kendisidir. Ne olur çocuklarımız üzülmesin diye onların bu dünyadan göçüp gitmesine izin vermeyelim. Evlatlarımız ile omuz omuza yaşanacak çok daha güzel günler var. Onları kötü alışkanlıklardan uzak tutmaya çalışalım, onları bakarken gurur duyacağımız bir karakterde yetiştirmeye çalışalım. Onlara zaman ayırmaya çalışalım. Hepimizin evladı çok değerlidir. Ben bir gazeteci olarak her bir kazada o ailenin acısını ve duygularını yaşıyorum. Tarifsiz bir korku ve acı var. Bırakın motosiklet almadınız diye size kırılsın varsın. Onların gönlünü daha farklı şekilde alırız. Onlar bizim için, bizde onlar için çok değerliyiz. Onlar tehlikeyi göremezler adı üzerinde delikanlılar. Deli kanlı. Biz akıllı olalım ve onları korumaya çalışalım.

Trafikler görev yapmıyor diye şikayet eden vatandaşlar, çocuklarının motosikleti elinden alınıp ceza yazıldığında, araya koymadık amir memur koymuyorlar. Aldıkları tarfik cezası karşısında emniyet çalışanlarına lanetler okuyorlar. Oysa bilmiyorlar ki, trafik de emniyette bizlerin huzuru için görev yapmaktadırlar.

Bir gün bir okul önünde oturun ve gençlerin nasıl motosiklet kullandığına bir bakın ve o motoron üzerinde kendi evladınızı da hayal edin. Yazdıklarımızı kesinlikle anlayacaksınızdır.

Hadi çocuklarımızı kurtardık. Ya kendimizi nasıl kurtaracağız. Motosiklete biniyorsak kaskımızı, arabaya biniyorsak emniyet kemerimizi takmayı ihmal etmeyelim. Yine çocuklarımızı ve sevdiklerimizi bizim acımızla yanmaya mahkum etmeyelim. Az önce biz onlar için yanıyorduk, şimdi görev değişti. Onlar bizim için yanmasın. Yapılan araştırmalara göre kazalarda emniyet kemeri takmayanların ölüm oranı çok daha fazla. Bir çok kazayı haber yaptık. Motosikletlerde kask takanlar, araçlarda emniyet kemeri takanlar bir şekilde kurtuluyor. Ama emniyet kemeri takmayan bir sürücü kaza anından araçtan fırlıyor ve çoğunda araç sürücünün ya üzerinden geçiyor yada üzerinde kalıyor. Sayısız örneği var. Ama emniyet kemeri takılı olan sürücü araç takla da atsa aracın içinde kalıyor ve bir şekilde kurtarılıyor. Sürat zaten felaket. Aracımızı yavaş kullanıyorsak takla da atsak kaza da yapsak can zayiatı yaşanmıyor genelde. Kader boyutu takdir boyutu farklı.

Allah kazasız belasız güzel günler nasip etsin hepimize.

 





Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık