DOLAR: 3.84 TL
EURO: 4.52 TL

Bu Kadarına da Pes Yani

4 Mayıs 2014 Ekleme Saati: 01:57
1.740 kez görüntülendi

Bu Kadarına da Pes Yani

Bu Kadarına da Pes Yani.

mehmet okuyucu yeniGeçtiğimiz hafta işlediğimiz, motosikletler ve ölümcül kazalar yazımıza sayısız teşekkür mesajı aldım. Tamam, hassas bir konuya parmak bastık ve yüreği evlat sevgisi ile dolu olan birçok anne babanın duygularına tercüman olduk ancak, nedense icraata gelince çok bir değişiklik göremedik. Hatta ve hatta Trafiği zor duruma düşürdüğüme kanaatim var. Zira, uyarımızı dikkate alan Trafik ekipleri, (Ki belki de zaten uygulamalara başlayacaklardı) özellikle ana cadde üzerinde seyir eden motosikletlileri yakalamak için çalışmalara başladılar. Trafiğin “Dur” İhtarına uymayan adı üzerinde akılsız Kanlılar (delikanlılar) trafikten kaçmak için son sürat mahalle aralarına dalmaktadırlar. Hadi onlara delikanlı dedik, ya akıllı kanlı olması gereken babalarına ne demek lazım. Hemen bir üst makama yapılan şikâyet sayısında artış yaşandığına şahit olduk. Vay efendim neymiş, çocuğunu trafik yakalamak için kovalayamazmış, ya çocuk kaçarken kaza yaparsa. El insaf be adam el insaf. Senin çocuğun zaten sokak aralarında ralli yapıyor. Gidip bir duvara çarpsa da kimsenin başını yakmadan sadece duyarsız olan bir babanın yüreğini yaksa, yine belki eyvallah etmeyeceğiz. Etmeyeceğiz derken bile içim sızlıyor, böyle acılara duyarsız kalmak insanlık dışı bir duygu gerektiriyor. Peki bu babalar bu duyguyu taşımıyor mu da, hem evladına motosiklet verip akılsızca hız yapmasına seyirci kalıyor hem de onu yakalamaya çalışan Trafik memurlarına kafa tutuyorlar. Evladının trafik tarafından yakalanıp, üç yüz beş yüz lira para cezası mı yemesi daha iyi, yoksa kaza yapıp sakat kalması, ölmesi ya da bir başkasını sakat bırakıp, ölümüne sebep olması mı? Azıcık düşünün be kardeşim azıcık düşünün.

Hele de hele, trafik cezası yazılmasın diye devreye girerek, “O bizim üyemiz, o bizim akraba” gibi mazeretlerle ceza yazdırmamak için üst düzey yöneticilerin kapısını aşındıranlara ne demeli. Güya seçilerek gelmiş, akıllı insanlar bunlar. Evladı olan her anne babaya söylüyorum, evladınızı o değilden bir takip edin ve onlar motosiklet sürerken nasıl tüyleriniz diken diken olacak. “Benim oğlum deli gibi motor sürüyor” diye öğünecek bir anne baba tasavvur edemiyorum. Ciğere ateş düşmeden, ne olur aklımızı başımıza devşirelim beyler. Hem kendi canımızı, hem de başka insanların canını tehlikeye atmayalım. Trafik memurları, polis, jandarma, kaçan ve suçlu olan her vatandaşın arkasından yakalamak için gitmeye mecburlar. Senin yada benim çocuğumun arkasına düşüp yakalamak için kovalayamaz diye bir madde yoktur.

Ayrıca, kırmızı ışık yanan sinyalizasyonlu kavşaklarda işyeri olan kardeşlerimizin araçlarını işyerlerinin önüne koyarak gün boyu, yolu tek şeride düşürerek sayısız insanın hakkına girerken, trafik ekiplerinin bunu görmemesini de yadırgıyorum. Saygılarımla.

Dünyamızı zehir ettiler

İnsanın dünyadan zevk alabilmesi için, Dünyasında huzur ile yaşaması gerekir. Oysa dünya standartları o kadar katı kurallar ile donatıldı ki, artık huzurlu yaşamak imkansıza yakın bir hâl aldı. Artık neyin peşinde koştuğumuzu, neyi isteyip neden kaçtığımızı unutur olduk. Hayrımıza kulaç atıyoruz hayat dalgalarının arasında. Uçuruma doğru mu, selamete doğrumu kulaç attığımızı bile bilmiyoruz. Huzur için her şey levhasının, ölüm için tek yol olduğunu göremeyecek kadar da kör olduk. Huzurlu yaşamak için kaçtığımız gerçeklerin, aslında bizi meçhule ve sonsuzluğa çeken bir girdap olduğunun farkında bile değiliz. Bize değer verenleri yok saymaya yada yok etmeye çalışırken, onları koruduğumuzu yada kendimizi kurtardığımızı düşünerek aslında kendi kendimizi aldattığımızın farkında bile olmuyoruz. Bir gün batımında, bir gün doğumunda yakaladığımız hüzün yada huzuru, bir çiçek gibi besleyip büyütmek yerine, susuz bırakıp öldürmeye çalışmak, sizce huzurun kapısını aralamak için bir uygulama mıdır?  Yoksa, mücadeleden korkup kaçmak mıdır?

Kendini güçlü zanneden ve kuralcı olan beyhudeler, aslında ne kadar aciz olduklarının farkına vardıklarında, yüreklerindeki tarifsiz acıyı, pişmanlığı taşıyacak kadar güçlü müdürler. Hayat geri dönüşümü olmayan bir dönencedir ve pişmanlıklar yapmış olduğumuz yanlışları telafi etmek için her zaman fırsat tanımayabilirler. O bakımdandır ki, Allah’ın gücünden başka sonsuz gücün olmadığının farkına varmalı, çevremizdeki değer verdiğimiz, sevdiğimiz değerlerimizin kıymetini bilmeliyiz. Bu gün elimizde tutamadığımız değer yargılarımızı yarın tutmak istesek de sonsuz kaybetmiş olabiliriz.





Bu Konuyu Sosyal Medyada Paylaş

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yukarı Çık